Sözcükler uzun bir hayata yetmedi

Rus şair Sergey Yesenin, odasının duvarındaki kalorifer borularına kendini astığında henüz otuz yaşındaydı.
İntiharından bir gün önce kanıyla yazdığı Elveda adlı şiirinde, “Ölmek bu dünyada yeni bir şey değildir, yaşamak daha da az yenidir.” diye sesleniyordu.Daha fazla… Edebiyat tarihine geçmiş birçok sanatçı benzer ve farklı sebeplerle kendi yaşamına son vermiştir. Kleist, Nerval, Mayakovski, Cesare Pavese, Jack London, Virgina Woolf, Beşir Fuad, İlhami Çiçek ve daha niceleri… Hiçbir toplumca hoş karşılanmayan ve dinlerin ‘ebedi karanlık’ olarak gördüğü bu eylemi gerçekleştirenlerin niçin böyle bir sonu seçtikleri tam olarak bilinemese de dünyada bulamadıkları sonsuz bir huzura erme arzusundan söz edebiliriz. İntiharı, Sartre gibi ‘dünyada var olmanın bir başka yolu’ olarak görenler de vardı. Pavese gibi “Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım.” deyip ‘hayatının gülünü kendi eliyle solduranlar’ da…
Sanatçı intiharları, Sylvia Plath’ın ölüm yıldönümü olan 11 Şubat’ta yayımlanan bir kitapla yeniden gündeme geldi. Everest Yayınları’ndan çıkan kitap “Sylvia Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi” ismini taşıyor. Kendisi de şair olan ve Plath gibi yaşamını intiharla sonlandırmayı seçen Nilgün Marmara’nın kaleminden çıkmış olması kitabı ilgi çekici kılıyor. Kitaplaşan metinler, Nilgün Marmara’nın 1987’deki intiharından iki yıl önce Boğaziçi Üniversitesi’ne bitirme tezi olarak sunulmuş. Marmara, kitapta Sylvia Plath’ın şairliğini intiharıyla birlikte ele alıyor.
Nilgün Marmara’nın ‘intihar akrabalığı’ kurduğu Plaht (1932-1963) 20. yüzyılın en önemli şairlerinden biri olarak kabul ediliyor. Marmara’nın kitabında Plath’ın çocukluğundan beri ölüme karşı ‘korkulu bir hayranlık’ beslediğini görüyoruz. Şairde kendini yok etme fikri bir tutku olarak karşımıza çıkıyor. Plath, geçirdiği ağır depresyonların ardından, iki kez intiharı deniyor. Şiiri sığınak biliyor ve çektiği acıyı mısralarıyla yenmeye çalışıyor. Şair Ted Hughes’le evliliğinde düş kırıklığına uğramasıyla büsbütün ümitsizliğe sürüklenerek hayatta kalmak için verdiği mücadeleden vazgeçiyor. İntiharından kısa bir süre önce “Ölmek/Her şey gibi bir sanattır/Bu konuda yoktur üstüme” dizelerini yazıyor. Şiirini ölümcül sözcüklerle kuran Plath, şiirlerini andırır bir şekilde intihar ediyor. Bir 11 Şubat günü ağzını mutfak fırınının gaz borusuna dayayarak ‘amacına’ ulaşıyor. Nilgün Marmara, Plath’ın şiirinde ve hayatında kendini buluyor. Şiirlerine ve güncesine baktığımızda Marmara da Plath gibi hayatla kavgalı, dünyayla yaralı bir şairdir. Sürekli uçlarda var olmak isteyen marjinal bir kişiliğe sahiptir. O da şiirle hayata tutunmaya çabalar, sözcüklerde teselli arar. Bu hali, arkadaşı Gülseli İnal şöyle ifade eder: “Nilgün, şiirini yazarken zihninden geçen tümce şudur; ‘Şiir beni ölümden çalacak.’” Nilgün Marmara, şiirlerinde intiharını söyler. ‘Hayatın neresinden dönülse kârdır’ dizesinde söylediği gibi… “Pek az zamanı kaldı bu zora koşulmuş bedeminim/kesmeliyim soluğunu doğmuş olmanın” dizeleriyle evinin beşinci kattaki balkonundan atlayarak 29 yaşında hayatını noktalar.
Nilgün Marmara, şiirlerinde olduğu gibi Plath incelemesinde de kendi intiharını yazmış. Kurduğu cümlelerin çoğunda kendisi de var. Kitap, Plath şiiri ve sanatı hakkında fikir sahibi olma düşüncesinden öte acı çeken ve sözcüklerde teselli arayan iki akraba ruhun ortak yazgısını anlamak için okunabilir.
Uzun bir ıstırap prosedürü
Sanatçının yaratma olgunluğuna erişebilmek için geçtiği hazırlık süreçleri her ne olursa olsun, uzun bir ıstırap prosedürüdür ve bu ıstırap, sanatçıyı kolayca deliliğin, hatta intiharın eşiğine getirebilecek bir düşünceler bütününü teşkil eder.
Plath, ıstırap içinde yaşar ve kaçamak kederini kavramayı başarır. Şiirlerini köşkünün tamiratı sırasında konan tuğlalar, intiharınıysa tam bir başarısızlık olan bu evin tamamen yıkılması eylemi olarak görebiliriz.
Sartre’a göre “intihar dünyada var olmanın bir başka yoludur” çünkü kişi bir eylem olarak ölümü seçtiğinde kendi varlığının farkına vararak, varlığının tanımını hiçlikle yapar.
Belki kendini yok etmek de bir kendini koruma girişimi, sevgi görmek için atılan bir çığlık, mutlu yaşama olasılığının aranısıdır.
Zeynep Elif YAĞMUR, Zaman Gazetesi, Kitap Zamanı



Leave a Reply