Şairin ölümü tek değildir

Şairin ölümü tek değildir

“İntiharlar her akşam ıslak – yapışkan saçlarıyla girip odama paniğimden pay toplarlar”. (1) İlhami Çiçek (1954-1983)

Okumayı ilkokul üçte Ahmet Şaşmaz adlı öğretmenimden öğrenmiştim. O zamanlar köy okulları genellikle tek öğretmenli, ve çok öğrencili olurdu. Öğrencilerin çoğu cüsseliydi. Küçükler arada ezilmemek için üst sınıftaki akrabalarına ya da annelerinin sıkı sıkı tembihlediği komşu çocuklarına sığınmak zorunda kalırdı. Ben bu arbede içinde üçüncü sınıfa fiziki bütünlük içerisinde gelmiştim gelmesini ama okuyamıyordum. Sonra Ahmet öğretmen geldi bizi ayrı bir sınıfa topladı ve bir ay gibi bir sürede düz okumaya geçtik. Nedenini hatırlamıyorum fakat kısa bir süre kaldı Pelitliyatak’ta Ahmet öğretmen. Bize sevdiğimiz nesneleri sorar, sonra o nesnenin resmini çizip hatıra ederdi. Bana kuş resmi çizmişti ve yıllar sonra kuşlar bana hep ayrılıkları, uzaklıkları, mektupları anımsatır oldu.

Okumayı öğrendiğimden beridir kitapların ilk ve son sayfalarını okur oldum: Kapak tasarım, baskı, cilt, yönetmen, kapak resmi kime aitmiş mutlaka bakar ve hiç tanışmadığım bu insanlarda gıyabında tanışmaya çalışırım ki bir gün karşılaşırsam eğer hazırlıklı olayım. Hatta bir ara bu hususu o kadar ileriye götürdüm ki; ders kitaplarımın yazarlarının isimlerinde kendi başarı ya da başarısızlıklarıma pay çıkardım. Zaman zaman ismi benimle aynı olan profesörler yüreğime su serpmesine rağmen bendeki bu miskinliğin tek sebebi benim adımmış gibi geliyordu. İsmin çocuk üzerine etkisini şimdi tecrübeyle öğrenmiş oluyorum. N.Bekiroğlu’nun “isimle ateş arasında” adlı romanı da var olma açısından da olsa konuya ışık tutuyor.

Antolojilerde şairlerin isimlerinin önüne doğum ve ölüm tarihlerini yazarlar hep. Orada iki ayrı tarih olması şairin yaşamadığı anlamına geldiğinden beni hep hüzünlendirir. İşte bunlardan birisidir İlhami Çiçek: “Bir kalbi daha olanlar gerekli” cümlesinin sahibi Nuri Pakdil, O’nun vefatını “şiir sandığını toprağa koyduk” cümlesiyle anlatırken ben onu çoktan ajandama tanışmak istediğim şairler listesine eklemiştim. Bu şairin neden-nasıl intihar ettiğini hiç düşünmedim. Zihnimde canlanan: Kurulacak eşsiz cümlelerin son bulması ve cümlelerin kurumuş yaprak gibi yavaşça aşağı süzülmesi oldu; “güpegündüz kırıldı cam / penceremde veda / çınarın yaprağa anlattığından / gün-bütün bir ceset gibi bahçede şimdi…”

“Göğe bezgin bakanların bir türlü öğrenemediği bir oyundur satranç,” cümlesinden kendime paye edinmesem de kelime aralarında izlerime rastlarken… Bu içsel yolculukta yanımda olduğundan emindim. Şairin, kendini yattığı hastanenin penceresinden boşluğa bıraktığı anı kendi hayatıma kara bir yama olarak yamanken, yaşama bu denli bağlılığımın dikişlerini sökmekle meşgulüm hala… Törenlerden, şenliklerden, her neyse o topluluklar, en çok cenazeleri önemsememe rağmen, düğünlere katılıyorum. Kahkahalar içinde gözyaşlarına ender rastlanır, az olan daha mı değerlidir?

İlhami Çiçek:1954 Oltu doğumlu. Örselenmiş bir çocukluk yaşadı. Okumak en büyük tutkusuydu. Özellikle de şiir okumak… Edebiyat öğretmenliği yaptı. 1983 yılında, kısa dönem askerliğini yapmak için Tokat’a gitti. Tek şiir kitabı “Satranç Dersleri”nin yayımlandığı ay, Mayıs 1983′te, askerdeyken intihar etti. 1991’de ise şiirlerinden derlenen ikinci kitabı “Göğekin” yayınlandı. Evli ve bir çocuk sahibiydi.

Yaşar Karayiğit

Yazar Hakkında

İlhami Çiçek

İlhami Çiçek

1954-1983) Erzurum-Oltu doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Oltu’da yaptı. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu. Öğretmenlik yaptı. Edebiyat dergisi şairleri arasında yeraldı. Yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak genç yaşta öldü. Satranç Dersleri adlı şiir kitabı ölümünden kısa bir süre önce yayımlandı. 1991′de, şiirleri, öyküleri ve hakkında yazılanların yeraldığı Göğ Ekin (İlhami Çiçek’in Anısına) adlı bir kitap yayımlandı.

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>