Görüntülenen Dizin: İlhami Çiçek
Görüntülediğiniz Dizin: İlhami Çiçek.
Görüntülediğiniz Dizin: İlhami Çiçek.
Başkalarının tavsiye ettiği kitaplara hep tereddütle yaklaşırım. Bu tereddüt, galiba kitaplardan ziyade onları tavsiye edenlerle alakalıdır. Bir kitabı, herkes aynı nedenlerle okuyor ve aynı neticelere ulaşıyorsa o kitabı herkesin okumasının gereksiz olduğunu düşünürüm. Aslında bana tavsiye edilen, övüle övüle bitirilemeyen kitaplara bu tavırla yaklaşmamın bir sebebinin de “neden ben daha önce okumadım?
“ve sabır / olmasaydı / yeryüzünde / bir gün / kalınabilir miydi?” diyen şair İlhami Çiçek ölümünün 17. yılında rahmetle anılıyor.
İSTANBUL- Yazdığı şiirlerinin tılsımını, “yalnız ve yaprakların örtmediği bir elma” kadar çıplak bir gerçeklikle sunan şair İlhami Çiçek’in vefatının
İlhami Çiçek, 1954 yılında Erzurum’un Oltu ilçesinde doğdu. Babası öğretmendi. Beş kardeşin en büyüğüydü. En çok Latif adlı kardeşiyle anlaşır, onunla oyun oynardı. Altı, yedi yaşlarındayken Latif’le birlikte samanlık damında oynarken saman dökülen delikten aşağıya düştü. Annesi, babası, kardeşleri o gün
“çağı binip
cübbesinden gözü kara süvariler çıkaran
o beyaz taş oyuncusunu nerde bulmalı
tutup üzengisinden öpüp koklamalı”
-İlhamı Çiçek için-
Surlarından giriyorum şehrine satrancın
Güneşi kikirdeyen kızlara sorarak
Neredeyse beş yıla yaklaşan umarsız bir savaş bu. Geri çekilmelerle, vazgeçişlerle dolu bir savaş. Yenildim mi yendim mi? Şair nasıl bilebilir
“ve hep bir yaprak değil miyiz ki
bir zaman yarıp çıkmak serüveninde
özdalımızı”
Caneriği
Yıl 1983. Erzincan’da askerim. Bir mola vakti. Yazın kavurucu sıcağı altında herkes kısa molanın tadını çıkarmaya çalışıyor. İleride, güneşin altında, acı çektiği her halinden belli olan, yeşilliğe yarı uzanmış halde biri duruyor. Gözüm ısırıyor bir yerlerden. Derken o da benim kendisine baktığımı fark edip
Halk âşıklarının deyişlerine çocukluğunda aşık oldu. Şiire karşı alâkası da bu yaşlarda uyandı. Lise’deyken yazdığı “Otel Odası” adlı şiiri Adımlar dergisinin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazandı.
Babasının dedesi 93 Harbi’nde Kafkasya’dan gelip Oltu’ya yerleşir. Çok küçük yaşlarda babasının dedesiyle ve diğer büyükleriyle ilgili destansı anıları coşkuyla dinler. Bu anıları zihninde hep idealize ederek kendi çevresinde de karşılığını görmek ister. Ne ki, bu has ve güzel ilişkilerin âdeta bıçakla