Görüntülenen Dizin: Erzurum

Görüntülediğiniz Dizin: Erzurum.

Hüzün çiçeği

Hüzün çiçeği

Palandöken’in arı duru beyazlığı üstünden doğan bir dolunay gibi çıkıp geldi bir gün evimize: Erzurum’daki öğrenci evimize. Ne ki, bir yanı hep kırıktı, ezikti, yaralıydı. Yemen türküleri gibi yanıktı. “köye ilk gelen jipin altında / arkadaşından fışkıran kanda da” yaşadığı mistik acıyı yüreğinin bir köşesine

Tarihsel bir kıyımın trajik bir tanığı olarak İlhami Çiçek

Tarihsel bir kıyımın trajik bir tanığı olarak İlhami Çiçek

“Yalnızca şiir geleneğimizin biçimlerinden değil, geleneksel düşünce içeriğinden de yola çıkarak günümüzün şiir yapısı içinde çatışma ve açmazlarını ince bir duyarlıkla yansıtan bir ozan.” İlhami Çiçek bundan altı yıl önce öldüğünde, böyle tanıtılıyordu bir gazete

Son öğrence

Son öğrence

çocuklar oturun
tahtayı sil yavrum kapa kapıyı
yaslanın arkanıza
nerde kalmıştık evet

Kınalı kaval: İlhami Çiçek

Kınalı kaval: İlhami Çiçek

“ve hep bir yaprak değil miyiz ki
bir zaman yarıp çıkmak serüveninde
özdalımızı”

Caneriği

İlhami Çiçek ya da Erzurum’da hüznün mesnevisi

İlhami Çiçek ya da Erzurum’da hüznün mesnevisi

Yıl 1983. Erzincan’da askerim. Bir mola vakti. Yazın kavurucu sıcağı altında herkes kısa molanın tadını çıkarmaya çalışıyor. İleride, güneşin altında, acı çektiği her halinden belli olan, yeşilliğe yarı uzanmış halde biri duruyor. Gözüm ısırıyor bir yerlerden. Derken o da benim kendisine baktığımı fark edip

İlhami Çiçek (Oltu 1954 - Tokat 1983)

İlhami Çiçek (Oltu 1954 - Tokat 1983)

Halk âşıklarının deyişlerine çocukluğunda aşık oldu. Şiire karşı alâkası da bu yaşlarda uyandı. Lise’deyken yazdığı “Otel Odası” adlı şiiri Adımlar dergisinin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazandı.

İlhami Çiçek (Oltu 1954 - Tokat 1983)

İlhami Çiçek (Oltu 1954 - Tokat 1983)

Babasının dedesi 93 Harbi’nde Kafkasya’dan gelip Oltu’ya yerleşir. Çok küçük yaşlarda babasının dedesiyle ve diğer büyükleriyle ilgili destansı anıları coşkuyla dinler. Bu anıları zihninde hep idealize ederek kendi çevresinde de karşılığını görmek ister. Ne ki, bu has ve güzel ilişkilerin âdeta bıçakla

İlhami Çiçek: Bir şiir sandığı

İlhami Çiçek: Bir şiir sandığı

“umut kesilmiyorsa dostlarım
kesip barikatlar kurarak kangrenli
gövdemizden
şurda güneşe ne kaldı”

Hüznün mesnevisi

Hüznün mesnevisi

En çok hüzünle oturup kalktık, hüzünle söyleştik, hüzünle hâlleştik. Hüznün şiirini yazdık hep. Neden? Gençliğimizin o ele avuca sığmaz yaşantısının şiiri değildi de hüznün ve acının şiiri? Gerçekten delişmen, ele avuca sığmaz bir gençlik mi yaşadık? Hayır. Yaşımızın şiirini yazmadık. Daha doğrusu, yaşımızı

Doğurgan

Doğurgan

dışrak asılı ip cam gün ölü kesit
kadın iç giysileriyle kaygan ayrıntı
o uzun geçenekte kaygılı görüntüler
kıyılarında yanlış bengisular düşlenen