Görüntülenen Dizin: Arif Ay
Görüntülediğiniz Dizin: Arif Ay.
Görüntülediğiniz Dizin: Arif Ay.
“ve sabır / olmasaydı / yeryüzünde / bir gün / kalınabilir miydi?” diyen şair İlhami Çiçek ölümünün 17. yılında rahmetle anılıyor.
İSTANBUL- Yazdığı şiirlerinin tılsımını, “yalnız ve yaprakların örtmediği bir elma” kadar çıplak bir gerçeklikle sunan şair İlhami Çiçek’in vefatının
Satranç Dersleri isimli şiiriyle akıllarda yer alan İlhami Çiçek, Çağdaş Türk Şiiri’nin önemli temsilcilerinden biridir. 1954 yılında Erzurum’un Oltu ilçesinde dünyaya gelen Çiçek, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunudur. 14 Haziran 1983’te
topu topu bir mevsimi yaşarız işte
müşa’şa’ bir sonbahar figüranıyız
hepimiz de
“Yalnızca şiir geleneğimizin biçimlerinden değil, geleneksel düşünce içeriğinden de yola çıkarak günümüzün şiir yapısı içinde çatışma ve açmazlarını ince bir duyarlıkla yansıtan bir ozan.” İlhami Çiçek bundan altı yıl önce öldüğünde, böyle tanıtılıyordu bir gazete
Babasının dedesi 93 Harbi’nde Kafkasya’dan gelip Oltu’ya yerleşir. Çok küçük yaşlarda babasının dedesiyle ve diğer büyükleriyle ilgili destansı anıları coşkuyla dinler. Bu anıları zihninde hep idealize ederek kendi çevresinde de karşılığını görmek ister. Ne ki, bu has ve güzel ilişkilerin âdeta bıçakla
“…ve her şey bir kader iledir.”
ey atını uçurumlara süren çocuk
terkisinde taşıdığın rüzgarla
acının ağacından “toy bir yaprak” düşürdün
En çok hüzünle oturup kalktık, hüzünle söyleştik, hüzünle hâlleştik. Hüznün şiirini yazdık hep. Neden? Gençliğimizin o ele avuca sığmaz yaşantısının şiiri değildi de hüznün ve acının şiiri? Gerçekten delişmen, ele avuca sığmaz bir gençlik mi yaşadık? Hayır. Yaşımızın şiirini yazmadık. Daha doğrusu, yaşımızı
Gelgelelim 70’li yıllarda, ‘şiir’in üzerindeki ideolojik tahakkümler daha da ağırlaşır. 80’li yıllardaysa, ‘şiir’i ideolojik prangalardan kurtarma çabası, her şeyin önüne geçer… Cahit Zarifoğlu’nun cesurane poetik çıkışlarından, yeniliklerinden; Arif Ay’ın, İlhami Çiçek’in, Hüseyin Atlansoy’un feyz aldığını
Yıl 1975. İlk kez görüyorum Palandöken’i; börkünü giymiş bir derviş heybetiyle karşımızda. Her yer kar. İnsanı üşüten değil, ısıtan bir soğuk.
Bu, Erzurum soğuğu.